Önyükleme İptal

KETOJENİK DİYET NEDİR?

KETOJENİK DİYET NEDİR?

KETOJENİK DİYET NEDİR?

Ketojenik diyetlerin adı zayıflama amacıyla kullanılmasıyla son yıllarda sık duyulur oldu. Bu konu üzerinde yapılan çalışmalar da artınca günümüzde ‘Ketojenik diyet nedir ve hangi durumlarda kullanılabilir?’ sorusunun cevabı daha önemli hale geldi. Ketojenik diyetler temel beslenme ilkelerinden farklı olarak karbonhidrat ve protein kaynaklarının az kullanıldığı, yağ oranının yüksek olduğu diyetlerdir.

Normal beslenme düzeninde kullandığımız ilk enerji kaynağı karbonhidratlardır. Karbonhidratlardan sonra vücut yağ ve proteinleri enerji ihtiyacını karşılamak için kullanır. Ketojenik diyetlerde vücut enerjinin büyük bir çoğunluğunu yağlardan karşılar. Ve bu durum vücutta ‘keton cisimcikleri’ni açığa çıkarır. Oluşan keton cisimciklerinin kanda fazla miktarda artması ‘ketosiz’ denilen şok tablosunun gelişimine sebep olacağı için bu diyeti uygulayanlarda dikkat edilecek ilk nokta kan ve idrardaki keton seviyelerini sık sık kontrol edilmesi ve bu durumun önüne geçilmesidir.

KETOJENİK DİYETİN AMACI NEDİR?

Diyetin temel amacı; düşük karbonhidrat alımı ile vücudun ketozis durumuna geçirilmesi, vücut depolarında yer alan yağların yakılmaya başlamasının sağlanması ve belli bir süre sonra diyetin durdurulmasıdır.

KETOJENİK DİYET KİMLERE UYGULANIR?

Nöbet sıklığının arttığı epilepsi hastalarında nöbet sıklığının azaltılmasında etkili olacağı için kullanılabilir. Alzheimer, Parkinson, Otizm, beyin ve sinir hastalıkları, bazı ruhsal ve miyokondriyal hastalıklarda da tedaviye yardımcı olarak kullanılabilir.

Ketojenik diyetlerin uzun süre uygulanması sağlık açısından risklidir ve uzun süre devam etmek çok mümkün değildir. Çünkü beslenme noktasında katı kurallar içerir. Günlük alımı yaygın olan ekmek ve diğer tüm tahıl ürünleri bu beslenme düzeninde yer almaz. Bununla birlikte sadece en çok bilinen karbonhidrat kaynakları besinler değil bazı meyveler, sebzeler, süt ve süt ürünleri, kuru baklagiller gibi birçok besin türünün tüketilememesine de neden olur.
Yağ kaynakları olan krema, mayonez, kaymak gibi besinler ise sık yer alır bu noktalar dahi neden uzun süre uygulanamayacağını açıklamaktadır. Vücudun genel ihtiyaçlarını eksik bırakmamak adına uygulama süresi uzatılmamalıdır.
Ketojenik diyetler belirli tıbbi analizler ve tetkikler yapıldıktan sonra ketojenik diyet uygulamasında sakınca görülmeyen hastalarda uygulanabilen bir beslenme türüdür. Zor ve riskli bir diyet olduğu için hiçbir birey bu diyeti bir sağlık kuruluşuna danışmadan uygulamamalıdır. Diyetin yapılıp yapılamayacağına karar verilmesi, diyetin planlanması, bu süreçte yapılacak her türlü tetkik ve incelemeler doktor ve diyetisyen kontrolünde yapılmalıdır.
Sağlık yönünden oluşturduğu riskler nedeniyle bu diyetin zayıflama amacıyla tercih edilmesinin güvenilir olup olmadığı hakkında henüz kanıtlanmış sonuçlara ulaşılamamıştır.

KETOJENİK DİYET NASIL PLANLANIR?

Bu diyetlerde hesaplama oransal olarak yapılır. En çok 4/1, 3/1, 2/1, 1/1 oranları kullanılır. Bu oranlar diyetteki toplam yağ miktarına karşılık diyetteki karbonhidrat ve proteinlerin toplamına olan oranıdır. Örneğin. 4/1 oranı diyetteki her 4 birim yağa karşılık 1 birim karbonhidrat ve protein birimi var demektir. Ve payın değeri büyüdükçe oran iyice artacağı için diyetin uygulanabilirliği giderek zorlaşır.
Oranın ne olması gerektiğine hekim ve beslenme uzmanı biyokimyasal parametreleri değerlendirerek karar verir.

KETOJENİK DİYETİN RİSKİ NEDİR?

Doktor ve beslenme uzmanı eşliğinde olmaksızın bilinçsizce uygulanmasıyla:
Beynin en temel enerji kaynağı glikozdur, ketojenik diyetlerde farklı metabolik yollardan elde edilen glikozun kullanımı bilişsel geriliğe ya da bilişsel fonksiyonlarda yavaşlamaya neden olabilir.
Günlük enerji sağlayan besin ögelerinin dağılımı değiştiği ve öncesinden daha düşük kalorilerde beslenildiği için metabolizma hızı yavaşlayabilir. Bu diyetin bırakılmasıyla birlikte verilen kiloların hızla geri alınmasına sebep olabilir.
Vücutta ‘ketosiz’ durumu görülebilir. Vücudun ketosize girme durumu kan ve idrar tahlili ile kontrol edilmelidir. Bu durumda vücutta idrar sıklığı artar. Vücudun enerji kaynağı olarak kullandığı ketonlar, başta asetoasetat gibi keton bünyelerinden oluşurlar. Bunların fazlası vücuttan idrar yoluyla atılır. Bu sebeple idrara çıkma sıklığı artar. Ağız kuruluğu oluşur: Bedenden sıvı atımı sıklaştıkça ağız kuruluğu daha fazla yaşanır. Aynı zamanda bu bedeninin elektrolit ihtiyacı duyduğu anlamına gelir. Elektrolitler kalp damar sağlığı için çok önemlidir. Nefes kokusu olur: Aseton nefes yoluyla bedenden atılan bir keton tipidir. Bu ağız kokusunun sebebini oluşturur. Azalan açlık hissi de ketosiz tablosunun zayıflama diyetlerinde tercih edilme sebepleri arasındadır.
Diyet içeriğinde lif oranının çok çok düşük olması sebebiyle konstipasyon(kabızlık) sorunu yaşanabilir.
Kolesterol ve kan lipit değerlerinde artış görülebilir. Bu da kalp-damar sağlığı açısından risk oluşturur.
Karaciğer fonksiyonları sürekli takip edilmelidir, karaciğer problemi olan kişiler bu diyeti uygulamamalıdır.

KETOJENİK DİYET LİSTESİ NELER İÇERİR?

KETOJENİK DİYETTE PROTEİNLER

Ketojenik diyetlerin içeriği kullanılan orana göre değişiklik gösterir. En çok 4/1 ve 3/1 oranları tercih edilir. Diyetteki protein kaynakları yumurta, beyaz ya da kırmızı etten seçilebilir ancak yumurtanın öncelikli olması iyi protein alma açısından önemlidir.
Tercih edilebilecek protein kaynakları:
Yağlı kırmızı etler,
Yumurta
Tavuk eti
Hindi eti
Balık eti
Sakatatlar (karaciğer ve dalak gibi),
Peynir çeşitleri
Uzak durulması gereken protein kaynakları:
İşlenmiş et ürünleri(salam, sucuk, füme et gibi),
Derin deniz balıkları,
Süt,
Kötü üretilmiş et ürünleri (antibiyotik verilmiş, hazır yem tüketen hayvanlardan üretilen).

KARBONHİDRATLAR KETOJENİK DİYET

Diyette ekmek ve tahıl grubu yer almaz. Verilen kısıtlı karbonhidrat için kaynaklar bazı meyveler, sebzeler ve baklagiller tercih edilebilir.
Tercih edilebilecek karbonhidrat kaynakları:
Sebzeler (brokoli, marul, ıspanak, pazı, lahana, pırasa gibi),
Az şekerli meyveler (lime, greyfurt gibi),
Fasulye, mercimek gibi bakliyatlar sınırlı olarak tüketilebilir.
Uzak durulması gereken karbonhidrat kaynakları:
Şekerli meyveler (muz, mango üzüm vb.),
Buğday unu ve diğer buğday ürünleri,
Patates gibi yoğun nişasta içeren ürünler.

KETOJENİK DİYETTE YAĞLAR

Kalan enerji kısmı ise yağ kaynakları ile tamamlanır. Kaymak, krema, mayonez, zeytinyağı, tereyağı, fındık, ceviz, badem sık kullanılır.
Tercih edilebilecek yağ kaynakları:
Zeytinyağı,
Hindistan cevizi yağı,
Avokado,
Tereyağı,
Ceviz, fındık, badem.
Uzak durulması gereken yağ kaynakları:
Tohum yağları (ayçiçek, mısır, kanola vb.),
Margarin.

Bireyin gün içinde 3 ana ve 1 ara şeklinde düzen oluşturması yeterli olacaktır. Ana öğünlerde kaymak, krema, mayonez ve zeytinyağı kullanılarak hazırlanan soslar ile lezzetlendirilmiş salataların yanında et, tavuk, balık gibi protein kaynakları tercih edilebilir. Ara öğünlerde yoğurt ve karbonhidrat hakkının yeterli olması durumunda kolesterol düşürücü etkisi nedeniyle diyetin risklerinin azaltılmasına yardımcı olabilecek bir miktar yulaf ezmesi kullanılabilir. Şeker eklemesi yapılmamış özellikle iyi bir etiket okuyucusu olarak kontrol ettiğiniz yüksek fruktozlu mısır şurubunu içermeyen, tercihen kendinizin hazırladığı mayonez ve hardal gibi besinlerden hazırladığınız soslar kullanabilir.

KETOJENİK DİYETTE UYULMASI GEREKEN ÖNEMLİ KURALLAR:

Diyet menüsü dışında hiçbir yiyecek tüketilmemelidir.
Menüdeki miktarlara doğru uyum için yiyecekler tartılmalıdır.
Öğünlerin saatlerine uyulmalıdır.
Günlük alınması gereken sıvı miktarının tüketilmesine dikkat edilmelidir.
Doktorunuza danışmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.
Tüketilen ürünler gizli karbonhidrat içerebilir, etiket bilgileri dikkatli okunmalıdır ve beslenme uzmanına danışılmalıdır.

Elimizdeki veriler ışığında farklı yönleriyle değerlendirdiğimiz ketojenik diyetin öncelikli kullanımı elbette tıbbi beslenme tedavi şeklidir. Buna detaylı bir sağlık taramasıyla karar verilmelidir. Zayıflama diyetleri gibi farklı amaçlarda kullanılması için elimizde henüz net bir veri bulunmamaktadır. Bilimin bu konudaki yeni çalışmaları takip edilmelidir.

                                                                                                                 Dyt. Cansu ARSLAN.